fatihdernegi . Archive starting from 1 Hundreds . Bazların Kimyasal Förmülleri

Bazların Kimyasal Förmülleri

bazların kimyasal förmülleri, asitlerin ve bunların kullanıldığı yer, bazların çeşitleri, bazlar ve formülleri, bütün bazlar ve formulleri, Al+KOH ile reaksiyonu, tuzun kağıta etkileri, ASİTLER VE BAZLARIN ÖZELLİKLERİ, ÇEŞİTLER VE KULLANILDIĞI YERLER, sitrikasit, meyve ve sebze içindeki asitler ve bazlar, , Bazların Kimyasal Förmülleri, Bazların, Kimyasal, , Förmülleri
Ergenekon Davasini Baslatan Ses Kaydi
Federasyon'dan Alisan'a Kotu Surpriz
Meclis Tam Gun Yasasini Tartisiyor
Sacan'in capraz Sorgusu Tamamlandi
Bm: Haiti'de 36 calisanimizi Kaybettik
Domuzlara 'Cig Deneyi' Tepki cekti
Obama'dan Abd'lilere: Haiti Icin Comert Olun
Canli Izle Ikinci Yari Golle Basladi
Bm'de 36 Bm calisani Deprem Kurbani
Trabzon Gutierrez'le Resmi Imzayi Atti





asitler ve bazlar





-- ASİTLER --



Suda çözündüğünde H+ iyonları
(...) Fotoğraflara Tarihteki Bazı Kimyasal Savaşlar














(...)
veren hidrojenli kimyasal türe ASİT denir. Asitler en eski Kırmızı Işınlarla Gençleşin


Kırmızı Işınlarla Gençleşin

Zaman ve dış etkenlerle yaşlanan
çağlardan bu yana tanınan maddelerdir. Sözgelimi alkol mayalanmasının yanı cildinizin gençleşip tekrar o eski parlaklık ve gerginliğine kavuşmasını istiyorsanız
sıra asetik mayalanma yani mikroorganizmaların etkisiyle alkolün siraaae bu alandaki en yeni ürün olan kırmızı ışın tedavisini deneyin!

Hemen
dönüşmesi daha o dönemlerde biliniyordu. Sirke bir başka deyişle her gün yeni bir ürünün geliştirildiği cilt uzmanlığında şimdi daha
asetik asit XIII. yy’a kadar bilinen tek asitti. Günümüzde doğal ve cildin kendi mekanizmalarını kullanarak tedavi sağlayan yeni bir
kimya sanayisinin büyük bir bölümü az sayıda asidin ( buluş var: Omnilux ciltte beliren tüm olumsuz etkilere kırmızı ışınlarla
sözgelimi sülfürik nitrik asetik ve hidroklorik asitler ) üretimine ya savaş açıyor.

Uygulama:
Cilt temizlendikten sonra Omnilux tedavi edilecek olan bölgeye yerleştiriliyor.
da kullanımına dayanır. Antoine Laurent Lavoisier ( 1743-1794 )

bazı maddelerdeki
Omnilux'ün en başarılı özelliklerinden birisi de kapsama alanına giren her
asit niteliğinin oksijen ( asit doğrudan anlamına gelir ) bölgeye yani yüz dekolte eller v.s gibi bölgelere uygulanabiliyor olması.
kapsamalarından kaynaklandığını düşünüyordu. Ama Sir Humphrey Davy ( 1778-1829 ) İlk seans için 40 dakika sonraki seanslar için de 20
hidroklorik asitte oksijen bulunmadığını kanıtlayıp asit özelliğinin hidrojenin davranışından dakika ayırmanız yeterli. Haftada 2 kez toplam 8 seans devam
kaynaklanabileceğini ileri sürdü. 1887’de Svante Arrhenius asitlerin bazların edilmesi öneriliyor.

Cildin kırmızı ışık ile uyarılması kan dolaşımının ve oksijenlenmesinin
ve tuzların sudaki çözeltilerinin elektriksel davranışlarını açıklamak için bir iyon düzenlenmesi cildin beslenmesini ve kollajeninin yenilenmesi sağlamaktadır. Işık tedavileri ile
ayrışması kuramı geliştirdi. Elektrolit adını verdiği maddeleri şöyle tanımladı : günümüzde yaşlanma etkileri giderilebilmekte ve cilt yeniden canlanabilmektedir. Ayrıca diğer
Erimiş ya da suda çözünmüş bu maddeler elektriği iletir yüz gençleştirme uygulamalarına (botoks dolgu maddeleri kimyasal peeling) destekleyici olarak
ve elektrik onları ayrıştırır. Asitler H+ iyonları veren elektrolitlerdir ; kullanıldığı takdirde Omnilux'la yapılan uygulamaların etkilerinin daha uzun süreli olması
bazlarsa tersine OH- hidroksil iyonlarını oluşturur. Bu bütün sağlandığı da gözlenmiştir.

Omnilux tedavisi boyunca glikolik asit ya da salisilik
asitlerin topluca asit işlevini oluşturan bir özellikler kümesi taşıdığını asit içeren ürünlerle evde yapılan bakımların ve uzman doktorların yapmış
ortaya koyar.



H+ iyonu elektronumu yitirmiş ( e- ) bir
olduğu kimyasal peelinglerin sonuçlarının çok daha başarılı olduğu da kanıtlanmıştır.
hidrojen atomudur. Artı yüklü bu iyonu anyonlar özellikle
de eksi yüklü hidroksil iyonları çeker. Karşıt yüklü bu iki
iyon karşılaştıklarında çok kararlı bir su molekülü oluşur (
555 milyon su molekülünden yalnızca biri ayrışır ). Ayrıca su
molekülünün oluşumu sırasında bir litre suyun sıcaklığını 10oC’tan 236oC’ta
yükseltecek ölçüde ısı açığa çıkar. Bir litre suda bir mol
( 602 * 1023 molekül ) hidroklorik asit çözündürülürse
elde edilen çözeltinin 55 su molü içinde bir mol H+
iyonu ve bir mol CI- iyonu yer alır. Bu
güçlü ya da bütünüyle çözünen bir asittir. Ama bir mol
asetik asit ancak bir molün binde 42’si kadar H+
iyonu sağlar ; dolayısıyla bu zayıf ya da bütünüyle
çözünmeyen bir asittir. Söz konusu olaylar bir çözeltide açığa
çıkan H+ iyonu sayısının yalın ve kolay bir biçimde dile
getirilmesini gerektirir ; bu nedenle pH’yi ( ya da hidrojen
potansiyeli ) tanımlama yoluna gidilir.



Bir litre çözeltide bulunan H+ iyonunun
mol sayısı 10-a ‘yla gösterilirse a’nın değeri pH’yi verir.
Dolayısıyla litre başına 10-2 mol hidroklorik asit içeren bir
çözeltinin pH’si 2’ye eşittir. Gerçekte H+ iyonu H3O+ ya
da H+ (H2O) n hidronyum iyonu biçiminde bir ya
da birçok çözücüye ( yani su molekülüne ) bağlıdır. Bu
nedenle renkli ayrıçlar ( gösterge ) katıldığında asitler H+
iyonlarını onlara verir ve ayraçların yapısında renginde değişime yol
açarlar. Bilinen ilk renkli ayraçlar helyantin çözeltisi ve turnusoldur.
Demir çinko ve alüminyum gibi bazı aaaaller elektronlarını
kolayca bırakır. Bir asit eşliğinde söz konusu elektronlar iyonlarla
birleşerek Hidrojen açığa çıkar ve aaaal artı yüklü iyon
biçiminde çözünür. Bakır gümüş ve altın gibi aaaallerse
elektronlarını bırakmadıkları için çözelti halindeki asitlerden etkilenmezler. Gerçi nitrik asidin
bakırı etkilediği gözlenir ; ama bu etki yükseltgen kümesinden
[NO3] kaynaklanır ve azot oksit buharları açığa çıkar. Asitler
kireçtaşlarıyla yani kalsiyum karbonatla tepkimeye girerler : H+ iyonları
Ca2 ve CO32 iyonlarından oluşan billursu yapıyı parçalar ve
karbondioksit gazını [CO2] açığa çıkaran bir çözelti oluşur.



Arrhenius kuramı
yalnızca sulu çözeltiler için geçerlidir. Oysa 1923’te Johannes Nicolaus Brönsted
kullanılan çözücü ne olursa olsun H+ iyonunun rolünü açıklayan yeni
bir tanım önermiştir. Brönsted’e göre asit bir H+ iyonu
bırakmaya elverişli bir maddedir ; bazsa söz konusu iyonu
alan maddedir ; dolayısıyla eşlenik asit-baz çifti ortaya çıkar
:



Asit  Baz + H+



Aynı yıl Gilbert Newton
Lewis (1875-1946 ) yansızlaştırmayı renkli ayraçların tepkimelerini ve
katalizi ölçüt alarak asit özellikleri gösteren bütün maddeleri bir
küme içinde toplamaya ve elektron yapılarında ortak bir özellik bulmaya
çalışmıştır. Asitler bazların verdiği elektron çiftini alan ve bir
ortak birleşme bağı oluşturan maddelerdir. Bütün Brönsted asitleri bu tanıma
girer ( [ H+] iyonu bir elektron çifti alabilir )
; ama bu tanıma AICI3 SO3 vb. maddeleri de
eklemek gerekir. Brönsted kuramı hidrojenli asitler için kullanılır ; dolayısıyla
Lewis asitleri söz konusudur.



Başlıca mineral asitler arasında nitrik asit
[ HNO3 ] hidroklorik asit [HCI ] ve sülfürik
asit [ H2SO4 ] sayılabilir. İki H+ iyonu açığa çıkarabilen
sülfürik asit bir diasit oluşturur. Fosforik asitse [ H3PO4
] bir triasittir ( üç H+ iyonu açığa çıkarır ).
Kimya sanayisinde büyük ölçüde üretilen ve tüketilen bu asitler
gübre ( nitratlar ve fosfatlar ) plastik madde
boya patlayıcı parfüm ilaç sanayisi ürünleri
vb. üretimde ya hammaddeyi ya da ara maddeyi oluşturur. Organik
asitler organik kimyayı ilgilendirir ve en az bir karboksil
kökü [ -COOH ] içerirler ; aralarında temel biyokimyasal
maddelerin bileşenlerini oluşturan aminoasitlerin ve yağ asitlerinin de yer alması
nedeniyle çok büyük önem taşır.



Asitlerin büyük çoğunluğu ekşi
lezzetlidir. Limonda sitrik asit sirkede asetik asit tadı vardır.
Ancak bazı asitler zehirli bazıları parçalayıcı olduklarından rasgele tadılmamalıdır.
Asit ve bazlarla renk değiştiren maddeler asit ve bazların
çözücüsü olur. Asit ve baz çözücülere ayraç adı verilir. Bir
maddenin asit veya baz olduğunu bunlarla anlaşılır. Laboratuarlarda en çok
kullanılan ayraç turnusoldür. Turnusol mor renkli bitkisel boyadır.
Mavi turnusol kağıdı kırmızıya dönüyorsa o madde asit özelliğini taşır.



Asitlerin
Bazı Özellikleri :



- Sulu çözeltileri elektrik akımını iletir.

- Mavi turnusol
kağıdının rengini kırmızıya dönüştürür.

- aaaallere etki ettiklerinde H2 gazının çıkmasını
sağlar.

- Bazlarla birleşerek tuzları oluştururlar.

HCI + KOH  KCI +
H20

- Çözeltilerinin tadı ekşidir daha çok suda çözünür.

- Mg
Zn Fe Al gibi soy olmayan aaaallere
etki ederek bunların tuzlarını oluşturur ve hidrojen gazını açığa çıkarırlar.

Zn
+ 2HCI  ZnCI2 + H2



Fe + H2SO4  FeSO4
+ H2





-- SİTRİK ASİT --



Sitrik Asidin Özellikleri :



Sitrik asit
bitki ve hayvanların bilinen aaaabolitleri olan doğal bir bileşiktir.
Sitrik asit ; gıda içecek ve ilaç sanayiinde geniş
olarak kullanılan çok yönlü bir bileşiktir.



İlk olarak 1784 yılında
Scheele limon suyundan sitrik asidi izole etmiştir.1893 yılında Wehmer
fungusları şeker çözeltisinde çoğaldıktan sonra sitrik asit ürettiklerini göstermiştir.
Günümüzde mikrobial fermantasyonla ticari olarak sitrik asit üretimi üzerine
çalışmalar geliştirilmektedir.



Sitrik Asit Üretimi :



Sitrik asit tarihte
ilk defa limon suyundan kristallendirilerek ; daha sonra mikrobiyal
olarak elde edilmiştir.

Sitrik asidin ticari olarak mikrobiyal üretimi
1923 yıllarında başlamıştır. Mikrobiyal üretim şeker ve tuz çözeltisinin yüzeyinde
Aspergillusniger mikroorganizması kullanılarak gerçekleştirilmiştir (Kirk and Othmer 1993).



Sitrik
asit fermantasyon prosesinde üç temel teknik vardır.

A. Penicillium ve
Aspergillus ‘un sabit veya yüzey kültürü;

B. Sıvı kültürü (
1930 ) A.niger

C. Katı tabaka kültürü sürekli kültür
çok-basamaklı



A. Yüzey kültürü



Şeker içeren steril ortam
çelik veya alüminyum tepsilere dökülerek özel odalara yerleştirilir. Bu odalar
sıcaklık kontrollü nemli ve hava sirkikülasyonludur. Çoğaltılmış A.niger
sporları ortama aşılanır ve 28-30O C sıcaklık %40-60 nemde
8-12 gün bekletilir. Organizma çoğalır bütün yüzeyi kaplar ve
ortam asidikleşmeye başlar. Fermantasyon sonunda ortamın pH’ı ölçülür sıvı
boşaltılır ve sitrik asit kristallendirilir. Miseller taze ortama eklenerek tekrar
kullanılır.

Yüzey prosesleri çok eski prosesler olmasına rağmen hala
kullanılmaktadır. Bunların yerini sıvı üretim prosesleri almaktadır.



B. Sıvı üretim
prosesleri



Bu ana prosestir. Fermantörlerde aşılama yapılarak karıştırma hızı
ve havalanma hızı kontrol edilir. Fermantasyon süresi 25-30O C sıcaklıkta
3-5 güne kadar düşer. Fermantasyondan sonra sitrik asit ekstraksiyonu
için sıvı boşaltılır ; misel tekrar kullanılabilir.





Bu metot iki
basamaklı prosestir. Bu proseste önce sporlar çoğalma ortamına aşılanır.
3-4 gün sonra miseller ayrılır ve üretim ortamına eklenir. 25-30O
C ’da oksijen gönderilir ve 3-4 gün sonra sitrik asit
ekstrakte edilir.



C. Katı hal fermantasyonu :



Bu proses ilk olarak
1935 Chan tarafından bulunmuştur. Uygulaması güç olduğundan endüstriye uygulanmamıştır.



Fermantasyon
ortamı uygun oranda şeker kamışı melası patates veya
et püresi gibi gözenekli katı materyale tutturulur. Daha sonra spor
süspansiyonu aşılanır. Karışım tepsilerde 25-30O C ’da 6-7 gün
inkübe edildikten sonra su ile ekstrakte edilerek deriştilir ve sitrik
asit ekstrakte edilir.



Yarı kesikli sürekli ve çok basamaklı
prosesler patentlidir ve tüm detayı bilinmez.













Kimyasal özellikleri :



Sitrik asit
175OC’nin üzerinde ısıtılırsa akonitik asit sitrakonik asit itakonik
asit aseton dikarboksilik asit karbon dioksit ve suya
parçalanır.



Sitrik asit peroksitler hipoklorit persülfat
permanganat periyodat hipobromit kromat mangan dioksit
ve nitrik asit gibi okside edici farklı maddelerin varlığında kolaylıkla
okside olabilir. Sitrik asidin hidrojenasyona uğrayarak 123- propanetri karboksilik asit
oluşur.



Trisodyum sitrat sitrik asidin diğer tuzlarına göre
geniş olarak kullanılan tuzudur. Nötralleşme reaksiyonu oldukça yüksek ekzotermik bir
reaksiyondur ( 1109 J/g sitrik asit ).

Sitrik asit
çok değerlikli aaaal iyonları ile şelatları oluşturacak pek çok kompleksler
verirler. Bu önemli özelliğinden dolayı sitrik asit veya sitratlar
aaaal bulaşmasının kontrolünde kullanılır.



aaaal iyonu normalde renkli olup ;
sitrat varlığında ise renksiz veya çok az renklidir. Farklı
pH koşullarında aaaal hidroksitler çökelebilir ; sitrat kompleksi çözünebilir. aaaal
iyonları varlığında organik moleküller katalitik olarak bozunabilir ; sitrik
asit ile aaaal iyonları şelat oluşturarak kararlı kalabilir.



Şelat bir
denge reaksiyonudur. Daima şelat iyonlarıyla birlikte serbest halde aaaal
iyonları da bulunabilir.



Sitrik asidin sulu çözeltisi karbon çeliklerine orta
derecede korozif etki gösterir. Genellikle cam fiberglas polietilen
polipropilen polivinil klorür ve çapraz bağlı vinil klorür
gibi plastikler sitrik asitle korozyona uğramazlar.



Sitrik asit bitki
ve hayvan dokularında geniş olarak bulunur. Sitrik asit bütün
organizmalarda Krebs çevrimiyle oluşur. Trikarboksilik asit çevrimi veya sitrik
asit çevrimi karbonhidratların yağların veya proteinlerin suya dönüşümünü
içerir. Bu çevrim organizmanın büyümesi hareket etmesi
kemosenaaai ve yenilenmesi için gerekli enerjiyi sağlar. Aynı zamanda bu
çevrim hücre senaaaindeki amino asit ve yağlar gibi karbon içeren
maddelerin senaaaini de sağlar. Bir çok maya mantar ve
bakteri türü sitrik asit çevrimini içerir. Sitrik asit üretim prosesinde
bunlardan maksimum ürün verecek türleri seçilir. Bu temele dayanarak
günümüzde sitrik asit üretmek için ticari fermantasyon prosesleri geliştirilmektedir.




Sitrik Asidin Kullanım Alanları :



Sitrik asidin farklı gıda alanlarında ve
endüstriyel uygulamalarda kullanımı çok fazladır. PH ayarlamak için bir
asit olarak ; pH’ı korumak ve kontrol etmek için
bir tampon olarak ; çok değerlikli aaaal iyonları ile kararlı
bir kompleks yapı verecek şelatör olarak ; emülsiyonları ve diğer
çok fazlı sistemleri kararlı kılmak için dağıtıcı madde ( dispersing
agent ) olarak ; ayrıca gıdalarda ve içecek ürünlerinde
tat verici olarak kullanılır.



Sitrik asit sodyum sitrat ve
potasyum sitrat karbonatlı ve karbonatsız içeceklerde geniş olarak kullanılır. Meyve
suyu düşük kalorili içecekler ve susuzluk giderici içeceklerde
tek başına ve/veya sitrat tuzlarıyla birlikte tat verici ve antimikrobiyal
korumayı artırmak amacıyla kullanılır.



Sitrik asit şekerlere ekşilik vermek için
eklenir. Şekerin invesiyonunu önlemek ve maksimum jel dayanımını artırmak için
pektin jelli şekerlemelerde kullanılır. Taze sebzelerin enzimatik olarak kararmalarını
önlemek için sitrik asit ve askorbik asit karışımı kullanılır.






-- BAZLAR --



Suda çözündükleri zaman OH- iyonu verebilen maddelere BAZ
denir. Bazlar acıdır çözeltileri kaygandır. Sodyum hidroksit ( NaOH
) veya Kalsiyum hidroksit ( Ca (OH)2 ) gibi bazlar
deriyi yakar. Bazlar mor lahanayı yeşile kırmızı turnusolü maviye
çevirirler. Su ile hazırlanan çözeltilerinde hidroksil iyonu meydana gelir. Bazlar
asitlerle birleşerek tuz yaparlar. En bol ve ucuz bazlardan biri
kalsiyum hidroksittir ( Ca (OH)2 ). Bu maddeye sönmüş kireç
de denir.



Asit ya da tuzlar gibi bazlar da bir dizi
ayırt edici özelliği olan kimyasal maddelerdir. Bu özellikler “ baz
işlevi ” adı verilen bir bitin oluşturur. Bazların özel bir
tadı

( kül suyu ) vardır. Renkli ayraçlara etki eder
( ftaleini kırmızıya heliantini sarıya turnusolu maviye boyar).
Aside etkiyerek tuzu oluşturur. Bu tepkime sırasında su ve ısı
açığa çıkar. Bazların sulu çözeltileri iyonlaşmasıyla OH- iyonları doğuran
elektrolitlerdir. Çözeltideki iyonlaşma etkisiz biçimde gerçekleşirse bunlara kuvvetli bazlar
denir ( örneğin; sudkostik potaskostik ). Ama iyonlaşma yalnızca
bölümsel olursa bunlara da zayıf bazlar adı verilir (örneğin
; amonyak ). Bazların formulleri incelendiğine bu bileşiklerin bir
ya da birçok OH grubu içerdiği görülür. Formullerinde yalnızca bir
OH grubu bulunduranlara “ tekbaz ” ( örneğin ; sudkostik
: NaOH amonyak : NH4OH ) birden çok
OH grubu içerenlere ise “ çoğul baz ”

( örneğin
; ikibazlı baryum hidroksit : Ba (OH)2 ) denir.



Her baza
bir bazik oksit denk düşer ; bazik oksidin formülü bazın
formülünde yer alan OH grupları arasındaki su elenerek elde edilir
; örneğin CaO formülü bazik kalsiyum oksit (sönmemiş kireç )
Ca (OH)2 formülüyle gösterilen kireci karşılar. Gerçekte suyun okside
etkimesi sonucunda baz elde edilebilir. Bu olgu alkali ve toprak-alkali
bazların oluşumunda görülür. Bazlara aaaal hidroksitleri genel adının verilmesi işte
bu uyumdan kaynaklanır. Nitekim bir aaaal hidroksitin genel formülü
M( OH )n biçimindedir. Formüldeki M bir aaaali simgeler. Her
aaaalin bu tür bileşikleri vardır ve bu bileşikler arasında aynı
anda bir ya da birden çok bazik oksit bulunabilir. Örneğin
demirin ( Fe ) bazik oksitleri FeO ( demir
II oksit ) ve Fe2O3 ‘ tür ( demir III
oksit ) ; dolayısıyla bazlarını demir II hidroksit denilen Fe(OH)2
ve demir III hidroksit adı verilen Fe( OH )3 oluşturur.
aaaal hidroksit kavramı baz kavramını genişletir ; çünkü bu
bileşiklerin büyük bir bölümü suda çözünmez ve baz işlevleri
temelde tuzları oluşturan asitlerin etkimesi sonucunda ortaya çıkar. Bu
özellikleri bazik oksitler de gösterir.

Arrhenius kuramına göre bir baz
iyonlaştırıcı bir çözücüde çözündüğünde OH-

İyonları veren bir maddedir.
Bu tanım yeterince genel bir nitelik göstermez ve özellikle amonyağın
( NH3 ) bazik özelliklerini veremez. Oysa Bronsted ve ardıllarınca
yapılan tanıma göre bir baz H+ iyonu ya da
proton alabilen asit ise proton verebilen bir maddedir. Dolayısıyla
bir asidin bir baza etki etmesi ya da proton değişimli
bir tepkimeye girmesi kolayca açıklanabilir. Böylece Bronsted kuramına göre iki
tür baz ortaya çıkar : bazik moleküller amonyak ya
da aminlerde olduğu ve

CH3NH2 + H+  CH3NH3

Denkleminde görüldüğü gibi
bir katyon vererek bir proton bağlar ; bazik anyonlar
asetat iyonlarında olduğu ve

CH3COO- + H+  CH3COOH

Denkleminde belirtildiği gibi
bir proton bağlanarak yansız bir molekül oluşturur.



Ne var ki
bu örneklerde de CH3COOH molekülü CH3NH2 molekülü ile CH3COO-
anyonun eşlenik asitlerini göstermektedir.



Daha genel bir baz kavramını Lewis’e
borçluyuz : bağlanmamış değerlik elektron çifti taşıyan bir parçacık
molekül ya da iyon bu elektron çiftini alabilecek bir
başka parçacığa (Lewis asidi ) verebiliyorsa buna “ Lewis
Bazı “ denir. Böylece yarı-kutuplu bir ortakdeğerlik bağı oluşur (
ikincil değerlik bağı ). Dolayısıyla Lewis Bronsted asit ve
bazlarının ayırt edici niteliğini oluşturan proton değişimini tek başına bir
asit-baz tepkimesi olarak ele almaz ; buna ek olarak bir
organomagnezyum türevinin bir çözücüye ( adi eter tetrahidrofuran
) birleşmesini su amonyak gibi moleküllerin yada siyanür
etilen diamin tetraasetik asit ( E.D.T.A ) gibi iyonların
değerlik katmanında serbest yörüngeleri bulunan aaaal iyonlarıyla kompleks iyonlar vermesini
de bir asit-baz tepkimesi olarak kabul eder :

Cu2 + 4NH3
 Cu(NH3)42 +

Bazların Bazı Özellikleri :



- Kırmızı turnusolün rengini
maviye fenolftaleini pembeye boyar

- Genellikle suda çözünürler çözeltileri
elektrolittir. Çözeltilerinin tadı acıdır ve elde kayganlık duygusu yaratır.

- Asitlerle
nötrleşme reaksiyonu vererek tuz oluştururlar.



NaOH + HNO3  NaNO3 +
H2O



- Genel olarak aaaallere etki etmezler. Ancak AI Zn
gibi atmosfer aaaallerle bunların oksitleri ve hidroksitlerine etki ederler.



Zn
+ 2KOH  K2ZnO2 + H2 Al + 3NaOH 
Na3AIO3 + 3/2 H2



ZnO + 2NaOH  Na2ZnO2 + H2O
AI(OH)3 + 3KOH  K3AIO3 + 3H2O







-- DENEYLER --



1)
Amaç : Asitlerin özelliklerini anlamak.

Araç ve Gereçler :

- Turnusol
kağıdı ( mavi )

- Erlenmayer

- Asit

- Pens



Deneyin Yapılışı : Mavi
turnusol kağıdının bir bölümünü eliniz aside değmeyecek şekilde erlenmayerdeki asit
çözeltisine batırıp çıkartınız. Turnusol kağıdının kırmızı renk aldığını göreceksiniz.



2) Amaç
: Asitlerin aaaallere etkisi.

Araç ve Gereçler :

- 3 Deney
tüpü

- Hidroklorik asit çözeltisi

- Demir çinko alüminyum parçaları



Deneyin
Yapılışı : 3 ayrı deney tüpünün her birine hidroklorik asit
koyup sırasıyla demir çinko alüminyum parçaları atınız. Her
tüpten biraz gaz çıktığı görülecektir. Çıkan gaz yanıcı özelliktedir.
Çünkü bu gaz hidrojendir.



aaaal + Asit çözeltileri  aaaalin tuzu
+ Hidrojen



Zn + 2HCI  ZnCI2 + H2



Limonda limon asidi
üzümde tartarik asit elmada elma asidi bulunur. Tüm
sebze meyve suları asit içerir. Sülfürik asit endüstrinin en
önemli ham maddelerindendir. Akü boya deterjan gübre
ve patlayıcı madde yapımında kullanılır.





3) Amaç : Bazları tanıma ve
özelliklerini anlama.

Araç ve Gereçler :

- Kırmızı turnusol kağıdı - Ca(
OH )2 çözeltisi ( kireç suyu )

- NaOH çözeltisi
- Beher ( 3 Adet )

- Cam çubuk - Su


- Ampul - Pil ( 15 V ) ( 4
Adet )

- Pil yatağı - Bağlantı kabloları

- Krokodili kablolar
- Bakır levha ( 2 Adet )



Deneyin Yapılışı : Beherlerden
birine kireç suyu diğerine NaOH çözeltisi koyunuz. Her ikisine de
ayrı ayrı kırmızı turnusol kağıdını batırınız. Kırmızı turnusol kağıdının rengi
maviye çevrildi mi ?



Beher saf su koyunuz. Ampul ışık veriyor
mu ? Behere biraz NaOH çözeltisi katıp cam çubuk ile
karıştırınız. Ampul ışık verdi mi ? Behere biraz daha çözelti
katınız. Ampulün parlaklığı arttı mı?



Aynı deneyi ( CaCOH2 ) çözeltisi
ile tekrarlayınız. Gözlemlerinizi yazınız. Deneydeki gözlemlerinize göre aşağıdaki soruları cevaplayınız.



1.
Baz çözeltileri kırmızı turnusol ‘u maviye çeviriyor mu ?

- Evet.
Çeviriyor.

2. Kırmızı turnusol bazlar için ayraç olarak kullanılabilir mi
?

- Evet. Kırmızı turnusol bazlar için ayraç olarak kullanılabilir.



3.
Baz çözeltileri iletken midir ?

- Evet. İletkendir.



Sonuç : Bazların sulu
çözeltileri iletkendir. Çözünen baz miktarı artıkça çözeltideki iyon miktarı
artar. Aynı sürede devreden daha çok elektrik yükü geçer. Akım
şiddeti arttığı için ampul daha parlak yanar.



Asit ve bazların tekstile
kağıda ve dokulara etkileri vardır. Söz gelişi derişik
NaOH çözeltisi selüloz ipliklerinin yüzeylerine etki eder. Onların daha parlak
olmasını sağlar. Daha parlak hale gelen bu ipliklere merserize iplik
denir.



Derişik H2SO4 çözeltisi de selüloza ( kağıda ) etki eder.
Tahta pamuk ve pek çok organik maddeyi kolayca ayrıştırır.
Deri göz ve hücre zarlarında tehlikeli boyutlarda tahrişlere yol
açar.





-- ASİTLERİN ve BAZLARIN EŞDEĞER GRAMI --



Asitlerin Eşdeğer
Gramı ;



Bir asidin verebileceği ya da oluşturabileceği hidrojen sayısına
denir.



Örnekler :



1) HCI  H+ + CI- Td = 1
HCI = 365



neş = 365 / 1 = 365



2) H2CO3
 2H+ + CO3-2 Td = 2 H2CO3 = 62



neş
= 62 / 2 = 31 gr



3) H3PO4  3H+
+ PO4-3 Td = 3 H3PO4 98



neş = 98 /
3 = 3267





Bazların Eşdeğer Gramı ;



Bir bazın verebileceği ya da
oluşturabileceği OH iyonu miktarıdır.



Örnekler :



1) NaOH  Na+ + OH-
Td = 1 NaOH = 40



neş = 40 / 1
= 40 gr



2) Ca(OH)2  Ca+2 + 2OH- Td =
2 Ca(OH)2 = 74



neş = 74 / 2 = 37
gr



3) Al(OH)3  Al+3 + 3OH- Td = 3 Al(OH)3
= 78



neş = 78 / 3 = 26 gr







-- ASİT
ve BAZLARIN KUVVETİ --



Asitlerin değerlikleriyle kuvvetli ya da
zayıf oluşları arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Asitlerin molekül yapısı
ile asitlik gücü arasındaki ilişkiler oldukçada karışıktır. Bununla beraber bir
asit iyonlarına ne kadar kolay ve ne kadar çok
ayrılabiliyorsa o kadar kuvvetlidir.

Asitleri kendi aralarında kuvvetlilik bakımından şöyle sıralamak
mümkündür.



1) Bir periyotta elementlerin hidrojenli birleşiklerinin asitlik gücü
hidrojenin bağlı olduğu elementin elektronegatifliği arttıkça artar. Örneğin ; 2.
Periyotta soldan sağa doğru sıralanan azot

oksijen ve flüorun hidrojenle
oluşturdukları NH3 H2O ve HF ‘ün asitlik güçleri NH3
< H2O < HF sırasında artar. Ancak asitlik gücünün
hidrojenin bağlı olduğu elementin elektronegatifliğine paralel olarak artması kuralı
yalnızca aynı periyottaki elementlerin hidrojenli bileşikleri için geçerlidir.



2) Periyodik
cetvelde bir grupta yukarıdan aşağıya doğru inildikçe elementlerin atom yarı
çapları artarken bu elementlerin hidrojenli bileşiklerinin asitlik gücü hidrojenin
bağlı olduğu elementin atom yarıçapı artıkça artar. Örneğin ; VIIA
grubunda yukarıdan aşağıya sıralanan flüor klor brom ve iyodun
hidrojenle oluşturdukları asitlerin asitlik gücü HF < HCI < HBr
< HI şeklinde değişir. Grupta yukarıdan aşağıya doğru elektronegatiflik azaldığından
elektronegatifliğe bağlı olarak asitlik kuvveti açıklanmaz.



3) Oksijenli inorganik asitlerde
oksijen sayısı artıkça H+ iyonunun koparılması kolaylaşır. Bu nedenle
daha fazla oksijen taşıyan aynı elementlerden oluşmuş asitlerde asitlik
kuvveti artar.



Klor elementinin oluşturduğu oksijenli asitlerin kuvveti HCIO
HCIO2 HCIO3 HCIO4 sırasıyla artar. Ancak bu
tür bir karşılaştırma HNO3 - HCIO3 - HIO3 gibi farklı
elementlerden oluşmuş oksijenli asitler arasında yapılmaz.



Bazların da değerlikleriyle kuvvetli ya
da zayıf oluşları arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Bazlar
çözeltilerinde iyonlarına ne kadar kolay ve çok ayrılabiliyorsa o
kadar kuvvetlidir. Ancak bazlık gücündeki değişmeler elementlerin periyodik özelliklerine
göre aşağıdaki genellemelerle açıklanabilir.



1) Bir periyottaki elementlerden türeyen bazların bazlık
gücü bazı oluşturan elementin iyonlaşma enerjisi ( diğer bir
tanımla elektronegatifliği ) arttıkça azalır. Çünkü iyonlaşma enerjisi arttıkça
atomun elektron tutma gücü de artacak -OH bağının
kopması zorlaşacaktır. Periyodik sistemde soldan sağa doru gidildikçe iyonlaşma enerjisi
arttığından soldan sağa doğru sıralanan elementlerin oluşturdukları bazların bazlık
gücü de azalır. Örneğin ; ikinci periyotta sıralanan N
O ve F elementlerinin oluşturdukları bileşiklerin bazlık gücü için
NH3 > H2O > HF sıralaması yapılabilir. Periyodik cetvelin üçüncü
sıra elementleri olan Na Mg ve Al elementlerinin oluşturduğu
bazların bazlık gücü için de NaOH > Mg( OH )2
> Al( OH )3 sıralamasını yapmak uygundur.



2) Gruplarda aşağıya doğru
inildikçe iyonlaşma enerjisi ( elektronegatifliği ) azalır. Dolayısıyla aynı
grup elementlerinin oluşturduğu bazlarda -OH bağının kopması aşağıya doru kolaylaşır
bazlık gücü artar. IIA grubunda yukarıdan aşağıya doru sıralanan
Be Mg Ca Sr ve Ba elementlerinin
oluşturduğu bazların bazlık gücü Be( OH )2 < Mg(
OH )2 < Ca( OH )2 < Sr( OH )2
< Ba( OH )2 şeklinde değişir.



Asit ve bazların zayıf ya
da kuvvetli olmaları iyonlaşma dereceleri ile açıklanabilir. Sulu çözeltilerinde HCI
HNO3 ve H2SO4 gibi asitler tam olarak iyonlaştıklarından
kuvvetli asit tam olarak iyonlaşmayan NH3 zayıf bazdır.







--
SORULAR --



1) N.Ş.A. 448 Litre O3 elde etmek için
kaç gram KMnO4’tı H2SO4 ile reaksiyona göndermek gerekir ? (
K =39 Mn =55 O =16 )



2KMnO4 +
H2SO4  K2SO4 + 2MnO2 + H2O + O3

2
* 158 gr 224 lt



X 448 lt

x





X =
448 * 2 158 = 6320 gr KMnO4

224













2)
700 cm3 C3H8 ‘ nın su buharı ile reaksiyona girmesi
sonucunda meydana gelen hidrojen gazının N.Ş.A. hacmi kaç litredir ?



C3H8
+ 6H2O 850  C 3CO2 + 10H2



1 mol Ni
10 mol



700 cm3 X

x



X = 7000 cm3 = 7 litre





3)
20 mol Hidrojen 40 mol CI2 ile reaksiyona girerse N.Ş.A.
kaç litre HCI gazı meydana gelir ?



H2 + CI2 
2HCI

1 mol 1 mol 2 * 224 lt



20 mol X1
X2

x



X1 = 20 mol CI2 reaksiyona girer



X2 =
2 * 224 * 20 = 896 litre HCI oluşur.






4) %75 saflıkta 282 gr C17H33 – COOH ‘ni katılaştırmak
için N.Ş.A. kaç litre Hidrojen gerekir? ( C = 12
H = 1 O = 16 )



C17H33 –
COOH + H2  C17H35 – COOH

282 gr 224 lt




2000 * 075 X

x



X = 224 * 2000 * 075
= 119 lt

282



5) 1000 gramlık bir KOH çözeltisi
Alüminyumla reaksiyona girmesi sonucunda 896 lt H2 gazı meydana geliyor.
Buna göre KOH % kaç saflıktadır ?( K= 39
O=16 H=1 Al= 27 )



3KOH + Al  K3AlO3 +
3/2 H2

3 * 56 gr 336 lt



X 896

x



X =
3* 56 * 896 = 448 gram KOH

336



1000 gr
448 gr KOH saf ise



100 gr X

x



X = 448 saflıktadır.





6)
Aşağıdaki bileşiklerden hangisi bir asit anhidriti değildir ?



a) SO2 b)
P2O5 c) SO3 d) Cr2O3 e) CaO



Çözüm : CaO
bir baz anhidritidir. Diğerleri ise bir asit anhidritidir. Baz anhidritleri
suda çözündükleri zaman bazları verirler.



CaO + H2  Ca( OH
)2



Doğru Cevap : ( e ).





7) Cu - Ag -
Mg alışımı üzerine N.Ş.A. H2SO4 dökülüyor. Hangi aaaal veya aaaaller
asitten hidrojen çıkartırlar ?



a) Mg - Ag b) Cu -
Mg c) Cu d) Ag e) Mg



Çözüm : Asitler
Soy aaaallerle reaksiyona girdikleri zaman H2 gazı vermezler. Çünkü
hidrojen soy aaaallerden daha aktiftir. Onun için Cu - Ag
- Mg alaşımında yalnız Mg asitleri H açığa çıkarır.



Mg +
H2SO4  MgSO4 + H2



Doğru Cevap : ( e
).





8) Aşağıda verilen asitlerden hangisi en kuvvetlidir ?



a) HF b)
HCIO2 c) HNO3 d) H2CO3 e) CH3 – COOH



Çözüm :
Verilenler içinde en kuvvetlisi HNO3 ‘ tir. Çünkü ; asit
kökü ile hidrojen arasındaki bağ çok zayıftır. Dolayısıyla daha kolay
iyonlarına ayrışır.



Doğru Cevap : ( c ).



9) Aşağıda verilen bazlar
içinde en kuvvetlisi olanı hangisidir ?



a) CsOH b) Ba( OH
)2 c) AI( OH )3 d) KOH e) NaOH



Çözüm :
Periyodik sistemde yukarıdan aşağıya inildikçe aaaal aktifliği ve bazlık kuvveti
artar. Aynı zamanda bir bazın kuvvetliği bünyesindeki OH sayısı ile
ters orantılıdır. Burada en aktif element Cs olur dolayısıyla
CsOH en kuvvetli bazdır.



Doğru Cevap : ( a ).







10) Aşağıda
verilen asit – baz çiftlerinden hangisi en kuvvetli asit en
kuvvetli baz çiftidir ?



a) NH4OH b) Cad( OH )2 c)
NaOH d) ROH e) KOH

HCIO3 H2SO4 H2SO3 HMnO4 HCIO2



Çözüm
: Verilenler içinde ROH en kuvvetli baz HMnO4 en
kuvvetli asittir.



Doğru Cevap : ( d ).









-- PH – POH
HESAPLARI --



Herhangi bir çözeltinin karakterini ( asit baz
veya nötr ) belirtmek için o çözeltinin PH veya
POH ’ ını belirtmek gerekir. PH ve POH hesaplamak için
de o çözeltinin Hidrojen iyonu molar konsantrasyonunu veya hidroksil iyonu
molar konsantrasyonunu bilmek gerekir. Bir ortamın PH basit ve kaba
olarak PH kağıtları ile tayin edilebilir. Hassas bir PH
tayini yapmak için potansiyometrik metot kullanılır.



Su moleküllerinde bulunan hidrojen ve
oksijen atomlarını bileştiren bağların kısmen iyonik ve kısmen de kovalent
olduğu bilinmelidir. Bu nedenle su son derece zayıf bir iletkendir.
Ve iyonlarına ayrılması çok güçtür.



H2O  H+ + OH- denklemine
göre zayıfça dissosiye olarak ortama eşit miktarda H+ ve OH-
iyonlarını verir. Suyun 250 C iyonizasyonu derecesi 18* 10-10 iyon-gram
H+ ve 18* 10-10 iyon-gram OH- verir. O halde bir
litre suda :



1000 * 18* 10-10 = 10-7 iyon-gram H+

18



1000
* 18*10-10 = 10-7 iyon-gram OH- mevcuttur.

18



Suyun iyonizasyon reaksiyonu denklemine
kütlelerin tesiri kanun tatbikiyle suyun K denge sabiti
bulunur.



K = [H+] [OH-]

[H2O]

Suyun konsantrasyonunu sabit kabul edersek :



KSU
= 10-14 = [H+] [OH-] olur.



Suyun iyonlarına ayrışması sonucunda meydana
gelen hidrojen iyonları molar konsantrasyonları hidroksil iyonları molar konsantrasyonuna eşit
olur. Böylece ortam nötr olur.



PH Tanımı : Herhangi bir çözelti
ortamında bulunan hidrojen iyonu molar konsantrasyonun 10 tabanına göre eksi
logaritmasına o ortamın pH denir.



Pratik olarak bir asit çözeltisi
çok seyreltik değil ise asidin molar konsantrasyonu ortama verdiği
( H+ ) olarak kabul edebiliriz. Çok seyreltik ise su
‘dan gelen hidrojen iyonu molar konsantrasyonu da hesaba katmak gerekir.



PH
= -log( H+ ) = 1 ( 1 )

log( H+
)



Bir asidin kuvvetlilik derecesi bünyesindeki hidrojen sayısına bağlı olmayıp
ortama verdiği ( H+ ) molar konsantrasyonuna bağlıdır. Asit
ortama ne kadar çok ( H+ ) veriyorsa

O kadar kuvvetlidir.
PH büyüdükçe asitlik azalır.



POH Tanımı : Herhangi bir çözelti ortamında
bulunan hidroksil iyonlarının molar konsantrasyonunun 10 tabanına göre eksi logaritmasına
o ortamın POH denir.



Pratik olarak bir baz çözeltisi
çok seyreltik değil ise bazın molar konsantrasyonu ortama verdiği (
OH- ) olarak alınabilir. Çok seyreltik ise su ‘dan
gelen ( OH- ) iyonu molar konsantrasyonu da hesaba katmak
gerekir.





POH = -log( OH- ) = 1 ( 2 )

log(
OH- )



Bir bazın kuvvetlilik derecesi bünyesinde bulundurduğu OH- sayısına
bağlı olmayıp ortama vermiş olduğu ( OH- ) iyonu molar
konsantrasyonuna bağlıdır.



Baz ortama ne kadar çok ( OH- )
iyonu veriyorsa o kadar kuvvetlidir. POH büyüdükçe bazlık azalır. Bir
ortamın ( H+ ) ile ( OH- ) çarpımı 10-14
‘ e eşittir. Bir ortamın PH ile POH toplamı ise
14 ‘ e eşittir.



( H+ ) ( OH- ) =
10-14 Bir ortamın PH = POH = 7 ise ortam
nötrdür.

PH + POH = 14 Bir ortamın PH <
7 veya POH > 7 ise ortam Asidik.

Bir ortamın PH
> 7 veya POH < 7 ise ortam Bazik.





Konuyla İlgili
Örnekler :



1) 0001 M CH3 - COOH çözeltisinin pH ve
pOH ‘ ını hesaplayınız. ( Bu zayıf asidin tam iyonlaştığını
kabul ediniz )



Çözüm :

CH3 - COOH  CH3 -
COO - + H+

0001 M 0001 M



Ortamın (
H+ ) = 0001 = 10-3  pH = -log
( 10-3 ) = 3



pH + pOH = 14
 3 + pOH = 14  pOH = 11






2) 20 gram NaOH ‘ in 500 cm3 suda çözülmesi
sonunda meydana gelen çözeltinin pOH ve pH ne olur ?
( Na = 23 O = 16 H
= 1 )



Çözüm : Önce çözeltinin molar konsantrasyonu bulunur



m =
20 gram m = M1 * M * V

NaOH
= 40 1000

V = 500 cm3

M = ? 20
= 40 * M * 500  M = 20
 M = 1

1000 20

Molar konsantrasyonu 1 olur.



NaOH
 Na+ + OH-

1 M 1 M



Ortamdaki (
OH- ) = 1 = 10o



POH = -log( 10o )
= 0  POH = 0 kuvvetli baz pH =
14 olur.







3) Hidrojen iyon konsantrasyonu 54 * 10-8 mol /
lt olan bir ortamın pH ve pOH ‘ını hesaplayınız.



Çözüm :



pH
= -log( H+ )  pH = -log( 54 *
10-O )  pH = -log54 – log10-8



pH = -073
+ 8 = 727  pOH = 14 – pH
 pOH = 14 – 727 = 673







4) Bir
çözeltinin ( OH- ) iyonu molar konsantrasyonu 1 * 10-6
M dır. Buna göre çözeltinin pH ‘ ı nedir ?



Çözüm
:



Bir ortamın pH ‘ ı ortamın ( H+
) ‘ nun 10 tabanına göre eksi logaritmasıdır.

I. Metot :



(
H+ ) ( OH-) = 10-14  ( H+ )
= 10-14 = 10-8 M

10-6



pH = log( OH+ )
 pH = -log( 1 * 10-8 ) = 8
olur.



II.Metot :



Önce pOH hesaplanır 14 ‘ den çıkarılır ;



pOH =
-log( OH- )  pOH = -log(1 * 10-6 )
= 6



pOH + pH = 14 olduğundan pH = 8
olur.





5) PH ‘ ı 5 olan bir eriyik
pH ‘ ı 4 olandan



a) Daha kuvvetli asit c) Daha
zayıf asit e) Bilinmez

b) Daha kuvvetli baz d) Daha zayıf
bazdır



Çözüm :



Bir asidin veya bazın kuvvetlilik derecesi ortama vermiş
oldukları ( H+ ) veya

( OH- ) bağlıdır. Ortama
ne kadar fazla ( H+ ) veya ( OH- )
nu veriyorsa o kadar kuvvetlidir. Aynı zamanda pH büyüdükçe ortamın
asitliği azalır.



PH ‘ ı 5 olan ortamdaki ( H+ )
= 10-5 M

PH ‘ ı 4 olan ortamdaki (
H+ ) = 10-4 M dır.



10-4 > 10-5 ‘ den.
Onun için pH ‘ ı 5 olan bir eriyik pH
‘ ı 4 olandan daha zayıftır.



Doğru Cevap : ( c
).







6) Saf suyun pH ‘ ı kaçtır ?



Çözüm :



H2O 
H+ + OH-

KSU = 10-14 = ( H+ ) (
OH- )



( H+ ) = 10-14  ( H+ )
= 10-7 pH = -log( 10-7 ) = 7







7) 2
litre su da 40 gram NaOH çözülüyor. Meydana gelen çözeltinin
pOH ‘ı kaçtır ?

( Na = 23 O =
16 H = 1 )



Çözüm :



Öncelikle çözeltinin molar konsantrasyonu
bulunur



m = M * M1 * V  40 =
M * 40 * 2000 M = 05 molar

1000
1000



NaOH  Na+ + OH-

05 M 05 M 05 M

Bazın
molar konsantrasyonu ortama vereceği OH- konsantrasyonunu verir.



POH = - log(
OH- )  POH = - log( 05 ) 
POH = - log( 5 * 10-1 )



POH = -
log 5 - log 10-1  POH = 1 –
07 = 03











8) ( H+ ) iyonu molar konsantrasyonu
10-13 olan bir ortamın pOH ‘ ı nedir ?



Çözüm :



PH
= - log( H+ )  pH = - log(
10-13 ) = 13







9) 1 M HCI ‘in pH ‘
02 M HCI ‘den



a) Daha yüksektir c) Her ikisi
de 2 ‘ dir e) Eşittir

b) Daha düşüktür d)
Birincisi 1 diğeri 12 ‘dir



Çözüm :



pH = -
log( 1 ) = 0 pH = - log( 02
) = - log( 2 * 10-1 ) pH =
1 – 03 = 01



1 M HCI’ in pH =
0 02 M HCI ‘ in pH = 07



Doğru
Cevap : ( b ).







10) Litresinde 0000001 mol H+ iyonu
bulunan bir çözeltinin pH ve pOH ‘ını hesaplayanız.



Çözüm :



pH =
- log( H+ ) = - log( 10-6 ) =
6  pH + pOH = 10  pOH =
8

















-- ASİT-BAZ DENGESİ YÖNÜNDEN KAN GAZLARININ --

-- YORUMLANMASI --



Asit-Baz
dengesi bozukluklarının kliniği karakteristik değildir. Ve kan gazları analizi yapılmadan
kolay tanı konamaz. Asit-Baz dengesi bozuklukları respiratuvar ve aaaabolik nedenlere
bağlı olabilir. Respiratuvar olaylarda asidoz veya alkaloz PaCO2’ndaki değişim sonucu
gelişir. Respiratuvar bozuklukların göstergesi PaCO2’dir. PaCO2 res. asidozda artar res.
alkalozda ise düşüktür. aaaabolik bozuklukların tanısı en kolay BE değerindeki
değişikliklerle konur. aaaabolik asidozda BE değeri –3mol/L’den düşük aaaabolik
alkalozda ise +3mol/L’den yüksektir.



Asidoz veya alkaloz geliştiğinde kompansasyon
mekanizmaları ile pH normal sınırlarda tutulmaya çalışılır. Respiratuvar bozukluklarda renal
kompansasyon geç geliştiğinden akut ve kronik respiratuvar bozuklukların ayırt edilmesi
gerekir. aaaabolik bozuklukların solunumla kompansasyonu ise hızlı olur. Respiratuvar bozukluklarda
primer değişiklik PaCO2’ndadır ve HCO2’ların arttırılması veya azaltılması ile kompanse
edilir. aaaabolik bozukluklarda ise primer değişim HCO2’lardadır ve pH
PaCO2 değiştirilerek normale getirilmeye çalışılır.





-- ORGANİK MOLEKÜLLERDE ASİTLİK – BAZLIK
--



Organik reaksiyonlarda reaksiyonun yönünü ve ihtimalleri tahmin etmede en
önemli faktörlerden biride organik molekülde bulunan atomlara ve bunların elektronegativitelerine
bağlı olarak asidik yada bazik yapısını tahmin etmektir.



Asit ve
bazlık için bilinen iki tanımlama vardır. Bunlardan birincisi Brönsted-Lowry teoremidir
ki : Asit proton ( H+ iyonu ) veren baz
ise proton alan moleküller olarak tanımlanır. Organik moleküllerde en bilinen
asit türevleri karboksilik asitlerdir. Bir karboksilik asidin proton verme eğilimi
nasıl açıklanabilir.



Baz olarak sodyum ve potasyum hidroksit yanında azot
üzerindeki elektron çiftlerinden dolayı amin türevleri alkollerin konjuge bazları
- alkoksitler kullanılmaktadır.



Bazı moleküllerin verebilecek protonları olmadığı halde asit olarak
davranmasını Brönsted-Lowry tanımlaması açıklayamaz. Örnek olarak bortriflorür alüminyum klorür
güçlü birer asit olarak davranmalarına rağmen üzerlerinde verebilecekleri protonları yoktur.
Bunlar Lewis asit- baz tanımı : Elektron alanlar asit elektron
verenler bazdır tanımı ile açıklanabilirler ve bu tür maddelere
genel olarak Lewis asitleri bunlara elektron veren genelde üzerinde
elektron çifti bulunduran maddelere de Lewis bazı denir.



Bunlardan Bortriflorürü inceleyelim.
Bor-5-protona sahip bir elementtir ve SP2 hibritleşmesi yapar.



Hibritleşme sonunda bir
tane hibrite katılmayan boş P orbitali kalır ki bu orbitalde
elektron almaya müsaittir ve asit olarak davranma sebebi bu şekilde
açıklanabilir.



fatihxxderyy


BENZER KONULAR ( Bazların, Kimyasal, , Förmülleri )
Konu
bazların kimyasal förmülleri
bazların kimyasal förmülleri, asitlerin ve bunların kullanıldığı yer, bazların çeşitleri, bazlar ve formülleri, bütün bazlar ve formulleri, Al+KOH ile reaksiyonu, tuzun kağıta etkileri, ASİTLER VE BAZLARIN ÖZELLİKLERİ, ÇEŞİTLER VE KULLANILDIĞI YERLER, sitrikasit, meyve ve sebze içindeki asitler ve bazlar,
kimyasal savaşlar
kimyasal savaşlar,
KİMYASAL PEELİNG VE OMNİLUX
KİMYASAL PEELİNG VE OMNİLUX,
imperia online gelişme formülleri
imperia online gelişme formülleri, saglıklı büyüme ve gelişme için önemli olan etkenler, ergenlikte gelişme formulleri, sağlıklı büyüme ve gelişme, sağlıklı büyüme ve gelişmeyi etkeleyen etmenler, imperia online hızlı gelişim, boy ve gelişme formülleri, imperia online nasıl hızlı gelişme, çabuk boy büyümesi formülleri, imperia online bilgi hızlı gelişmek,
fiziksel ve kimyasal gelişim
fiziksel ve kimyasal gelişim, vikibedi fiziksel ve kimyasal gelişim, kimyasal ve fiziksel gelişim, fiziksel ve kimyasal gelişim nedemek, büyüme, FİZİKSEL VE KİMYASAL GELİŞME ÖRNEKLERİ, fiziksel ve kimyasal gelişim vikipedi, Vikibedi yabani hayvanlar, fiziksel ve kimyasal gelişimler, fiziksel gelişim vikipedisi,
finansal analiz formülleri
finansal analiz formülleri, temettü formülü, oran analizi formülleri, finansal muhasebe formülleri, finansal formüller, finansal yönetim net şimdilik değer formülleri, MALİ TABLO ANALİZ FORMÜLLERİ, teknik analiz förmülleri, MUHASEBE FORMÜLLER, tahvil değeri formül,
kimyasal peeling dr. deniz arı
kimyasal peeling dr. deniz arı, kimyasal peeling dr. deniz arı,
asitler ve formülleri
asitler ve formülleri, tuğla asit mi, asit ve formülleri, asit formülleri, tüm asitler ve formülleri, asitlerin formülleri ve isimleri, asitlerin isimleri ve formülleri, COOH asit midir, hidroksiprolin açık formülü, tüm asitler,
sabun yapma formulleri
sabun yapma formulleri,

NUKROX.COM ( Bazların, Kimyasal, , Förmülleri )
Konu
kimyasal maddelerin zararları
kimyasal tepkime çeşitleri
kimyasal tepkime ve çeşitleri
asit formülleri

NUKROX.COM 2 ( Bazların, Kimyasal, , Förmülleri )
Konu
bitkisel üretimde kullanılan kimyasalların kayıt altına alınması
yağlıboya kimyasal
kimyasal peeling forum
termofor kimyasalları
Önceki Konu : bitkiler alemi
Sonraki Konu : bakteri üremeleri
byfatihdernegix

fatihdernegi